| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
poem poetryHakiki yoksul bir iki Hurma ve bir iki Lokma alıb kapıdan dönen değil, iffet'inden 
 dolayı istemekden sakınan kimsedir nufüs huviyet cuzdanınaruto shippuden
1 "ışık mı problem deniz feneri" etiketi kullanan gönderi "ışık mı problem deniz feneri" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar
 
Sep
18
    

 

 

Deniz Feneri, 1996 yılındaki televizyon programının ardından 1998 yılında kurulmuş bir dernektir.

AK Parti ise 2001 yılında kurulmuştur.

Ayrıca Türkiye'de kurulan dernekle, Almanya'da ceza alan kuruluş organik bir bağa da sahip değildir.

CHP'nin Almanya'daki derneği, Türkiye'dekiyle, onu da AK Parti ile organik bağ içinde göstermeye çalışması, tam anlamıyla bir çarpıtmadır.

 

18 Eylül 2008 Perşembe
Fener mi, ışık mı problem?

Deniz Feneri Derneği etrafında başlayan tartışmaların çok boyutlu bir mücadeleyi yansıttığını görmek gerekiyor. Bu hadise, bir taşla üç-beş kuş vurma girişimine güzel bir örnektir.

Öncelikle şunu vurgulamak gerekir: Almanya'da yargılanan kişilerin aldıkları ceza ve sebep oldukları sonuçlar müstakil olarak iyi değerlendirilmek durumundadır.

Ortada sadece bir usulsüzlük değil, dolandırıcılık sebebiyle verilen bir ceza vardır. Bunun tasvip edilecek, tevil edilecek bir tarafı yoktur. Sadece yapılan yanlışlıklar değil, sebep olunan çok boyutlu olumsuz sonuçlar açısından da ortada büyük bir sorumsuzluk, vahim bir durum vardır.

Gelelim, kavganın diğer boyutlarına…

 

Deniz Baykal…

CHP lideri, bu olayı AK Parti'ye karşı siyasi bir linç kampanyasına dönüştürmek istemekte, siyaseten bu olaydan neler

devşirebileceğini düşünerek, sapla samanı birbirine karıştırmaktadır.

Baykal basın toplantısında diyor ki,

"Deniz Feneri, ne zaman çıkmıştır, nereden çıkmıştır?

Deniz Feneri, Adalet ve Kalkınma Partisi ile ortaya çıkmış bir olay…"

Peki gerçekte böyle mi?

 

Deniz Feneri, 1996 yılındaki televizyon programının ardından 1998 yılında kurulmuş bir dernektir. AK Parti ise 2001 yılında kurulmuştur. Ayrıca Türkiye'de kurulan dernekle, Almanya'da ceza alan kuruluş organik bir bağa da sahip değildir. CHP'nin Almanya'daki derneği, Türkiye'dekiyle, onu da AK Parti ile organik bağ içinde göstermeye çalışması, tam anlamıyla bir çarpıtmadır.

 

Deniz Feneri Türkiye'de 500 bin insana yardımda bulunuyor. Baykal, bu 500 bin kişinin AK Parti'ye oy verecek bir kitle olduğunu düşünüyor ve "yardımları kesersek, oy akışı da kesilir" diye hesap yapıyor.

Uluslararası bazı STK'lar… Türkiye'nin son dönemde yürüttüğü aktif dış politikaya paralel olarak, Türk sivil toplum örgütleri ve yardım kuruluşları da dünya genelinde etkinlik kazanmaya başladılar. Tsunamide, Pakistan depreminde, Darfur'da ve daha bir çok bölgede büyük bir başarıyla yürütülen yardım çalışmaları, uluslararası kuruluşları ciddi şekilde rahatsız etmeye başladı. Henüz Avrupalı vakıflar olay yerine gitmeden Türklerin yardımları afet bölgesine ulaşmıştır. Bunun doğurduğu rahatsızlık sadece STK zemininde değil, batılı bir çok ülkede hissedilmiştir. Neticede yardım faaliyetleri ülkelerin dış politikalarıyla ve uluslararası etkinlikleriyle birlikte değerlendirilmektedir.

Almanya… Türkiye'nin AB üyeliğine tereddütle yaklaşan Almanya'da bir çok örgüt ve kuruluş Türklerin faaliyetlerine karşı hasmane bir psikoloji içine girmeye başlamıştır. Türkiye'deki Alman vakıflarına karşı en ufak bir denetlemeye karşı ayağa kalkan Alman hükümeti, Almanya'daki Türk kuruluşlara karşı amansız bir tutum takınmaktadır. Yargılama sürecinde ortaya konan kimi söylemler, bunun salt hukuki bir süreç olmaktan öte, siyasi göndermeler içerdiğini de göstermiştir.

Doğan Grubu… AK Parti'ye karşı CHP ile eşgüdüm halinde hareket eden Doğan medya grubu, Deniz Feneri hadisesini hükümeti yıpratmak için kullanışlı bir malzeme olarak görmüştür. Almanlarla da ticari ilişki içinde olan Doğan grubunun bu çıkışları habercilik çerçevesini geçerek, siyasi bir mahiyet taşımıştır.

STK'ların etkinliğini kırmak isteyen çevreler… Deniz Feneri, Kimse Yok Mu, İHH, Mazlumder gibi bir çok sivil örgüt son dönemde profesyonel bir sosyal yardımlaşma kurumu olarak faaliyet gösteriyor. Bu vakıf veya derneklerin etkinliğini artırması ise, bir kısım ideolojik çevreleri ve hatta yardım kuruluşlarını rahatsız etmişe benziyor. Muhafazakar kesimde gelişen sivil toplum örgütlerinin halkla kurdukları sıcak ilişki, hazmedilemiyor.

Yardım kuruluşlarının maalesef son yaşananlardan ciddi şekilde etkilendiği de söylemek gerekir. Sosyal alanda büyük bir açık kapatan bu kuruluşların çalışmalarına sekte vurulması, insaniyet açısından büyük bir talihsizliktir.

Almanya'da ceza alanların yaptıkları yanlışlar elbette bu olumsuzluklarda pay sahibidir. Ancak bu olayı fırsat bilerek topyekün ir sosyal yardım alanını yok etmeye, daraltmaya, karalamaya kalkmak pireye kızıp yorgan yakmaya benzer…

Yanlış yapan her kim olursa olsun, yanlışa ve yanlış yapana karşı net bir tutum takınmak, yanlışın sebep olduğu olumsuzluklardan en az şekilde etkilenmek için bir gerekliliktir. Ama bir yanlış sebebiyle bir kitleyi, bir camiayı, ilgili-ilgisiz bütün kurumları yıpratmaya, yok etmeye çalışmak daha büyük bir yanlıştır ve aslında başka bir mücadele verildiğini ortaya koyar…

Küçümsemek ve görmezden gelmek ne kadar yanlışsa, bu olayı siyasileştirmeye çalışmak, diğer örgütleri ve topyekün yardımlaşma faaliyetlerini baltalamaya çalışmak da o kadar yanlıştır.