| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
poem poetryHakiki yoksul bir iki Hurma ve bir iki Lokma alıb kapıdan dönen değil, iffet'inden 
 dolayı istemekden sakınan kimsedir nufüs huviyet cuzdanınaruto shippuden
Yazılar arşiv 09.2008 Other entries in 2008-09 resimler , videolar
 
Sep
28
    

 

 



'Paul Newman uçtu' 

Senatör Obama'nın televizyonlardan yayınlanan tartışmada McCain'e üstünlük sağlamasını 'Beyaz Ev' yolunda kuvvetli bir işaret sayan gazeteci, Birleşik Amerika Devlet'inin önümüzdeki 4 Kasım seçimlerinde 'devrim'e şahitlik edeceğini söylüyor!

uçuyor..!

Geçtiğimiz hafta, Başkakan'ın medya boykotu çağrısını ertesi günkü sayısında, tam ve birinci sayfadan, 1933 tarihli 'nazilerin kitap yakma ayini' resmi ile temsil ederek, 'faşizm'in ayak sesleri' başlığı ile veren Radikal gazetesini hatırlayın...

uçmuştu..! 

Muhafazakar'ların Avrupa'daki yeni gurusu, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'de, önce BM Genel Kurulu'nda 'kapitalizmi regüle' etmek gerektiğini, sonra da Toulon'da  açıkladığı ekonomi düşüncelerinde, 'kapitalizmde devlet'in yerini sağlamlaştırmak ve müdahele alanlarını genişletmek' ten söz etti..!

uçtu...!

Herkes uçuyor... 

Obama'nın 'Beyaz Ev'de oturacak olması 'devrim',
Türkiye, 1933 nazi Almanya' sı 'faşizm'idaresinde,
Kapitalizm'i 'regüle' edecekler 'muhafazakar' lar,
asla değil..!

21.yüzyıl,
kavramların içini boşaltmayı 'yeni' sayanların
sığ sularda uçuşan marifetleri ile yürüyor...

Dün, 27 Eylül 2008, hakiki bir adam uçtu...
Paul Newman, 'yeni' ve 'doğru' bir adam...
uçtu...

Haberi duyunca, içimden birşeyler koptu...
Yıllar önce aynı üzüntü ve sızıyı 'Simone Signoret' için duymuştum...

Hatırladığım ilk,
Butch Cassidy and the Sundance Kid filmi oldu. 
1970'li yılların başında yani daha çok kirlenmemişken,  Paul Newman'ın, peşindeki kanun adamlarından saklandıkları kır evinin bahçesinde, bir ilkbahar sabahında, bisikletinin önüne 'Katherine Ross alias Etta Place' ı oturtmuş, o, dillerimize sonradan pelesenk olacak Burt Bacharach'ın 'Raindrops keep fallin' on my head' şarkısı eşliğinde, dolaşmalarını hatırlıyorum; içimde, hakiki bir mutluluk esiyor... 

Kimbilir, belki de, 'Butch Cassidy alias Paul Newman' ve 'Robert Redford alias Sundance Kid' ın, birlikte,-filmdeki tren ve banka soyguncuları-aynı 'Che' gibi, evvelki yüzyılın başında Bolivya'ya kaçmaları, korkusuz ölüme koşmaları, o zamanların, henüz zihni karışık ama 'cevahirin sol mememin altında kaldığına' inanan lise öğrencisini etkilemiştir?



 

 

 

 




uçmadan önce, sonrası için söyle demişmiş:
'burada Paul Newman, başarısız biri yatıyor, çünkü gözleri kahverengiye dönüştü'

Paul Newman 'hakikati' hak ettiği kanatları taktı... 

uçtu..gitti..!

Üzgünüm...

28-9-2008

 



 
Sep
28
    

 

 

Yayıncının evine bombalı saldırı

28.09.2008 23:05:00
“Medine’nin Mücevheri” kitabının, İngiltere’deki yayıncısının evine bombalı saldırı düzenlendi.

“Medine’nin Mücevheri” isimli kitabın yayıncısı Martin Rynja’nın Islington’daki evine dün bombalı bir saldırı düzenlendiği bildirildi. Saldırının ardından çıkan yangının itfaiye ekiplerince söndürüldüğü, ölen ya da yaralanan olmadığı açıklandı.

Polisin saldırının ardından başlattığı operasyonda 22, 30 ve 40 yaşlarında üç kişinin terörle mücadele yasasına muhalefetten gözaltına alındığı, bu kişilere ait ev ve iş yerlerinde aramalar yapıldığı belirtildi.

Amerikalı gazeteci Sherry Jones tarafından kaleme alınan “Medine’nin Mücevheri” adlı roman, Hazreti Muhammed’in eşi Hz.Ayşe ile ilişkisini anlattığı için Müslümanların tepkisine neden olmuştu.

ABD’DE YAYINCI ŞİRKET GERİ ÇEKMİŞTİ
Jones, tartışmalar üzerine, İslam dinine ve Hz. Muhammed’e saygılı olduğunu, kitabının kültürler arasında bir köprü kurmasını istediğini savunmuştu.

İslam tarihini yanlış yorumladığı yolunda eleştirilere maruz kalan kitap, ABD’deki yayıncı şirket tarafından geri çekilirken, Sırbistan’da da basıldıktan sonra toplatılmıştı.

 



 
Sep
26
    
Alemeyn | 26 Eylül 2008 19:22 | 0 fav | etiket:  

 

 

Şaşılığımın kısa tarihi

serdar.turgut@aksam.com.tr

 
İlkokula ilk başladığım yıllarda diğer çocukların ve öğretmenimin suratıma bakınca gülmelerinden, gayet tabii ki suratımda bir tuhaflık olduğu yolunda ilk ipuçlarını almıştım.

Korkumdan soramamıştım neye güldüklerini.

Daha sonra ilk bilimsel tespit, annem beni aşı yapması için doktora götürdüğü gün yapılmıştı. Ben ağlayarak anneme ‘Soldaki doktoru istemiyorum anne o çok canımı acıtıyor. Beni sağdaki doktor amcam muayene etsin’ demiştim.

Annem sonunda dayanamayarak ‘Ama oğlum odada sadece tek bir doktor bulunuyor ne sağı ne solundan bahsediyorsun sen’ deyince acı gerçekle ilk kez açıklıkla yüzleşmek zorunda kaldım.

EVET BEN BİR ŞAŞIYDIM...

Bu gibi durumlarda insan ilk önce gerçeği reddeder sonra aşamalı olarak gerçeği kabul ettikten sonra ‘NİYE BEN’ sorusunu sorar ve genellikle bu sorunun bir cevabı hiçbir zaman yoktur ve son aşamada gerçeğiniz ile birlikte yaşamayı öğrenirsiniz ve hatta o gerçeğiniz ile övünebilirsiniz bile.

Gerçi benim hayatımda o son aşamaya geçebileceğim bir aşama katiyen olmadı çünkü şaşılığım dolayısıyla başıma türlü işler geldi. Bunlardan bazıları avantajlıydı da bunu da itiraf etmeliyim.

Örneğin bir gece gençliğimde güzel bir kızı evime gelip içki içmeye ikna etmiştim. Şarap da vardı. Kız bardağını elinde tutuyordu ve ben filmlerden öyle gördüğüm için ve bunu yaptığım takdirde kızı yatağa otomatikman atacağımı düşündüğümden hemen yerimden fırladım ve boşalmış bardağını doldurmaya giriştim.

Ve doldurdum ama garip bir şey; ne kadar kırmızı şarap koysam bardağında hiçbir hareket olmuyordu. Sonra aniden büyük bir dehşet içinde kırmızı şarabımın kızın üstündeki çok şık elbisenin üstünde olduğunu gördüm.

Ben o gün anladım ki şaşılık insan heyecanlandığında ve dalgın olduğunda daha da artan ve yoğunlaşan bir durumdu.

Kız o an benden tamamen ayrılmaya ve beni bir daha katiyen görmemeye karar verdi. Ona yalvardım ve bir şans daha istedim. Ertesi gün göz doktorundan rapor getirdim ‘SAKATTIR’ diye. Kız benimle sadece bir içki daha içmeyi kabul etti. O buluşmamızda içkiyi kızın üstüne boşaltmamak için azami dikkat gösterdim ve sonunda başardım. İçkiyi sadece kendi üstüme döktüm.

O gün de bir konuya yoğunlaşıldığında şaşılığın arttığını anladım.

Hayat bana bazı gerçekleri öğretmekte ısrarlıydı.

Bence daha büyük skandal, bir gezi için grupla gittiğimiz Kenya’da oldu.

Klimanjaro Dağı’na yaklaştığımızda ben nedense çok heyecanlandım ve gruptaki kadınlara poz yapmak, ne kadar da yaman bir erkek olduğumu kanıtlamak için ‘Ben sağdaki tepeye tek başıma tırmanacağım beni bekleyin geri gelmezsem de aramaya gelmeyin’ diye söylenerek yürümeye başladım. Gruptaki insanlarda aniden soğuk bir hava esti ve bir an için sessizlik oldu, beni kıskanmışlardı mutlaka. Sonra arkamdan seslendiler ‘Serdar, Klimanjaro sadece tek bir tepeden oluşuyor. Sağdaki soldaki tepeler diye bir şey yok ortada’ dediler kıskançlar. Halbuki ben soldaki tepeye tırmanıp oradan atacağım bir halata tutunarak sağdaki Klimanjaro’ya geçme planını yapmıştım. Bir gözümü kapadım baktım gerçekten tek bir tepe vardı. Büyük bir hayal kırıklığıyla geri döndüm.

Dediğim gibi kısa tarihimin içinde şaşı olmamın bana sağladığı avantajlar da oldu. Bunlar özetle şöyleydi; bir bara girdiğimde istediğim kadının bacağına gözümü önümdeki bardaktan hiç ayırmadan daima bakabildim.

Geçmişte birçok kadına ‘Seni seviyorum’ diye yalan söylerken, hiçbir kadın gözlerime bakıp yalan söylediğimi anlayamadı. Gözüme bakmış olabilirler ama gözlerim orada değildi o an.

Sokakta beni öldürmek amacıyla üstüme yürüyen her insan, onun omuzunun üstünden arkasına baktığımı sandığından yardıma gelen birileri var sanıp işi yarıda bıraktılar her defasında.

İşte böyle bir tarih benimki. Bu gerçekleri bilmeyenler ‘Göz irislerini okutarak ülkelere girmek gibi bir program var, sen de katıl buna’ diyorlar. Pasaport bile taşımadan sadece göz irislerimi okutarak İngiltere ve Amerika gibi ülkelere girebilecekmişim bu programa katılırsam.

Bu öneriyi yapan insanlar, bu indirekt yoldan gidecekleri yerde, direkt olarak beni hapishaneye koysalar daha iyi olur. Benim göz irislerimi okumaya çalışacak herhangi bir bilgisayarın beni anında dünyanın en tehlikeli teröristi ilan etmemesi mümkün değil. Hatta Usame bin Ladin olduğumu bile iddia edebilirler bu gözleri tanımlamaya kalktıklarında.

 



 
Sep
26
    
Alemeyn | 26 Eylül 2008 19:20 | 0 fav | etiket:  

 

Vatandaş “exotic” değil!

deniz.gokce@aksam.com.tr

 
Bazen akıllı insanların yazıp çizdikleri düşünceleri görünce hayranlık duymadan edemiyorsunuz.

Alan Reynolds 2006 yılında “Income and Wealth” adında bir kitap yazmış bir araştırmacı. Yapısı da oldukça muhafazakâr. Bizim kendimize sorduğumuz birçok soruya cevap veriyor.

Önemli bir soru “ABD finans kesimi bu kadar sorun yaşarken, ABD reel sektörü neden tümüyle tepetakla olmuyor ?” sorusu. ABD’de reel ekonomi 2008 yılı ilk iki çeyreğinde oldukça büyük pozitif reel büyüme sergiledi. Üçüncü çeyrekte de küçük ama pozitif reel büyüme bekleniyor.

Alan Reynolds medyada yazdıkları ile bu soruyu şu şekilde soruyor: “Wall Street ile Main Street arasında “Berlin Duvarı” mı var ?”

Wall Street bilindiği gibi New York’ta yatırım bankalarının mekanı idi. Main Street ise ABD’de her küçük kasaba veya kentte şehrin ana caddesi olarak bulunur, orada normal vatandaşlar yaşar, yatırım bankası yoktur.

Reynolds sonra bazı sayılar vermekte.

Ortada “kredi krizinden bahsediliyor” ama bu yatırım bankaları ile ticari bankalar arasındaki krediler ve interbank piyasasında finansmanda sıkışma demek. Wall Street’te kredi sorunu var ama, “Main Street”, yani reel taraf kredi açısından sorun yaşamıyor.

ABD’de şirketler ve tüketicilerin bankalardan aldığı kredilerde bir daralma yok. Bu nedenle ABD toplam kredi grafiği birkaç yıldır kesintisiz büyüyen, yükselen bir çizgi çizmekte.

ABD’de ticaret ve sanayi şirketlerinin aldığı krediler geçen yıl ağustos ayında 1.2 trilyon dolar iken bu yıl ayni ayda kabaca 1.5 trilyon civarında.

Konut kredileri bile geçen yılki 3.4 trilyon dolar düzeyinden bu yıl ağustos ayında 3.6 trilyon düzeyine çıkmış.

Tüketici kredileri geçen yıl ağustos ayındaki 737 milyar dolar düzeyinden, bu yıl 845 milyar dolara çıkmış.

Tabii ki kredi standartları ve şartları oldukça ağırlaştırılmış olabilir ama gene de reel sektörün kullandığı kredilerde bir daralma yok tersine genişleme var.

Özet olarak şu söyleniyor: ABD’de bugün konut sektörü dışındaki birçok insan işlerini yapmaya devam ediyorlar ve yatırım bankaları ve veya exotic adı ile anılan menkul kıymetler, türev enstrümanlar gibi şeyler ile hiçbir alakaları yok. Hiç de olma-dı! Vatandaş exotic değil!

Reynolds ABD parlamentosunda, bugün, koltuklarında oturup da, yatırım bankalarından ve bürokratlardan, denetim ve gözetim yapmadıkları ve finansal deregülasyonu geçmişte destekledikleri için şikayet eden ABD milletvekillerinin, 1999 yılında yatırım bankaları ile kredi -mevduat bankaları arasındaki duvarı kaldıran “Financial Modernization Act” teklifi, ABD’de Senato’da 90’a karşı 8 oy ve House’tan da 362’ye 57 oy ile kabul ettiğini hatırlatıyor.

Ayrıca, herhalde “gıcıklık olsun” diye olacak, ABD Hazinesi’nin bir bilançosu olmadığını ve devletin kendisisin , “mark to market” yani güncel piyasa değerleri ile muhasebeleştirme de yapmadığının, Hazine’nin ise müthiş “leverage” yani finansal kaldıraç kullandığının da altını çiziyor!

 



 
Sep
26
    

 

Yozgat 4’üncü sıradan aday gösterildiği için partisine küsmüştü Öztürk, AKP’nin bu ilde 5 milletvekili kazanması sonucu sürpriz bir şekilde yeniden TBMM’ye gelmişti

 

Abdüllatif Şener: Dürüst vekilin AKP'de işi olamaz


FIRAT- Kılıçdaroğlu tartışmasının hemen ardından AKP’de dün istifa şoku yaşandı.

AKP Yozgat Milletvekili Mehmet Yaşar Öztürk akşam saatlerinde Meclis Başkanlığı’na gönderdiği istifa dilekçesinde,

“Gördüğüm lüzum üzerine partimden istifa ediyorum”

ifadelerini kullandı.



Öztürk’ün, eski Bakan Abdüllatif Şener’in partisine katılacağı iddia edildi.

 

Bu arada Yaşar Öztürk, 22 Temmuz

 

seçimlerinde Yozgat 4’üncü sıradan aday gösterildiği için partisine küsmüştü.

Öztürk, AKP’nin bu ilde 5 milletvekili

 

kazanması sonucu sürpriz bir şekilde yeniden TBMM’ye gelmişti.



Öztürk’ün istifasıyla AKP’nin TBMM’deki sandalye sayısı 338’e düşerken, bağımsızların sayısı 5’e yükseldi.



TBMM’de sandalye dağılımı şöyle:

AKP: 338

CHP: 98

MHP: 70

DTP: 21

DSP: 13

Bağımsızlar: 5

ÖDP: 1

BBP: 1

Boş: 3




Dürüst vekilin AKP’de işi ne

ESKİ Bakan Abdüllatif Şener, Öztürk’ün istifasına ilişkin ‘Kendisiyle zaman zaman görüşüyoruz ve dürüst bir arkadaşımızdır.

Dürüst bir milletvekilinin AKP’de ne işi var?’ ifadesini kullandı.

‘İstifaların devamı gelir mi?’

sorusuna ise Şener,

“Dürüst milletvekili AKP’de kalmaz.

Kaç dürüst milletvekilinin olduğu bu süreçte ortaya çıkacak”

yorumu yaptı. Şener,

‘Türkiye’de günlerdir yolsuzluk konuşuluyor.

Ülkeyi bu duruma getiren AK Parti’dir.

Bugünden itibaren artık ben de AK Parti değil, AKP diyeceğim’

dedi. 

 

  
  

 

 



 
Sep
26
    
Alemeyn | 26 Eylül 2008 19:11 | 0 fav | etiket:  

 

Nükleer ihalesine tek teklif geldi

25.09.2008 23:03:00
13 şirketin şartname aldığı Mersin-Akkuyu’da kurulacak nükleer santral ihalesi için sadece Rus Atostroyexport’tan teklif geldi.

Mersin-Akkuyu’da kurulması planlanan Türkiye’nin ilk nükleer santral inşaatı ve işletimi için açılan ihaleye teklif veren tek firma Rus Atostroyexport oldu. İhaleye 6 şirketten zarf gelirken, 5 firmanın zarfından teşekkür yazısı çıktı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı Türkiye Elektrik Ticaret Anonim Şirketi (TETAŞ) tarafından yapılan ihalede, Atostroyexport (Rusya), AECL Atomic Energy Of Canada Limited (Kanada), Suez Tractebel (Fransa-Belçika), Unit Investment N.V. (Hollanda), Hattat Holding-Hema Ortak Girişim Grubu (Türkiye), Ak Enerji (Türkiye) şirketleri zarf sundular. Rus şirketi Atostroyexport ihaleye teklif verirken, diğer firmaların teklif vermeyerek teşekkür ettiği görüldü.
Kapalı teklif usulüyle yapılan ihalede Rus şirketi Atostroyexport’un ikinci zarfı, yani Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ölçütlerine uygunluk belgeleri TAEK’e gönderilecek. TAEK, daha önceden belirlediği teknoloji ölçütlerine göre 15 gün içinde teklifi değerlendirecek.
TAEK’in ikinci zarfta yapacağı değerlendirmenin ardından teklif uygun bulunursa üçüncü zarf açılacak. Fiyat teklifi Bakanlar Kurulu’nun onayına sunulacak.
Kamu, santralı kuracak ve işletecek şirkete 15 yılı aşmamak koşuluyla ürettiği elektriğe alım garantisi verecek.
İhale için 13 yerli ve yabancı firma şartname almıştı.


10-11 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM
Nükleer santral, ilk yatırım maliyetlerinin yüksek olmasına karşın yakıt maliyetlerinin düşüklüğü, dışa bağımlılığın azaltılması ve çevre kirliliği açısından en temiz enerji elde etme yöntemi olması nedeniyle Türkiye’nin tercihleri arasında bulunuyor.

Nükleer santralın 3 bin megavat (MW) gücünde olması durumunda 5-6, 5 bin MW gücünde olması durumunda 10-11 milyar dolarlık bir yatırım söz konusu olacağı belirtiliyor. Türkiye elektrik enerjisi üretimi içinde nükleer santrallerinin payının 2020 yılına kadar asgari yüzde 8, 2030 yılına kadar ise yüzde 20 olmasını hedefliyor.

TAEK’İN NÜKLEER KRİTERLERİ NELER?
İhalede TAEK’in nükleer santral kriterlerini yerine getirmeyen firmanın teklifi kabul edilmeyecek. TAEK’in kriterlerine göre, nükleer güç santrali güncel ve kanıtlanmış teknolojik yenilikleri kapsayacak. Başta uluslararası atom enerji normları olmak üzere uluslararası normlara uygun olacak. Santralin ciddi kaza sınıfına giren kazalara karşı da radyolojik sonuçları hafifletecek önlemleri alacak şekilde tasarlanmış olması değerlendirmede dikkate alınacak.

EN AZ 40 YIL HİZMET EDECEK
Nükleer güç santralinin hizmet edeceği süre en az 40 yıl olacak. Yerli katkı payına yönelik plan ve program önerilecek. Plan ve programda en az yüzde 60 yerli katkı payına ulaşılacak süreç gösterilecek.

İşletme deneyimi, santralların işletme deneyimi değerlendirmede dikkate alınacak. İkinci nesil santrallerin işletme deneyimini gösterir tedarikçinin ülkesine veya diğer ülkelerdeki referans örnek ve örneklerinin belgelenmesi gerekecek.

Değerlendirmeye alınacak santral tipleri teknolojik olarak sınanmış olacak. Bu nedenle 4. nesil nükleer santraller değerlendirmeye alınmayacak. Teknolojik sınanmışlık ölçütüyle üçüncü nesil santrallerin önünün açılması hedefleniyor.

Mersin Akkuyu’da kurulması planlanan Türkiye’nin ilk nükleer santral inşaatının yapım ve işletimi için bugüne kadar 13 yerli ve yabancı firma TETAŞ’tan şartname aldı. Söz konusu firmalar şöyle:


AECL Atomic Energy Of Canada Limited (Kanada)
Itochu Corporation (Japonya)
Vinci Construction Grand Projets (Fransa)
Suez Tractebel (Fransa-Belçika)
Atostroyexport (Rusya)
KEPCO (Güney Kore-Türkiye)
China Nuclear Power Components Co. (Çin)
Unit Investment N.V. (Hollanda)
Hacı Ömer Sabancı Holding (Türkiye)
Alsim-Alarko Sanayi Tesisleri (Türkiye)
Hattat Holding (Türkiye)
RWE (Almanya)
Ak Enerji (Türkiye) 

 



 
Sep
26
    

 

1112 site yasaklandı

26.09.2008 16:41:00
Türkiye’de Kasım 2007’den beri 1112 internet sitesine erişim engellendi.

Son dönemde Türkiye’de site kapatmaları sıkça gündeme geliyor. 2007’nin Kasım ayından itibaren 861’i re’sen (kendiliğinden), 251’i yargı kararıyla bin 112 internet sitesinin erişimi engellendi. NTV’nin haberine göre Mayıs’tan beri erişilemeyen YouTube dışında son olarak Adnan Oktar’ın şikayeti üzerine ünlü evrimci Richard Dawkins’in ve Eğitim-Sen’in siteleri de kapatıldı.

Uzun süredir erişimi engellenen YouTube ile ilgili çözümsüzlük devam ediyor. Konuyla ilgili konuştuğumuz Bilişim Hukukçusu Özgür Eralp, YouTube’un kapatılmasıyla ilgili çözümsüzlüğün sona ermesinin şu anda mümkün olmadığını söyledi. Atatürk’e karşı bir yayın olduğu sürece YouTube’un kapalı kalacağını belirten Eralp şunları söyledi:

“AÇILSA BİLE TEKRAR KAPANIR”
“Hakimler de savcılar da Telekomünikasyon Kurumu İnternet Daire Başkanı da bu görüşte. Bu görüşte olmaları da doğal. Çünkü durum yasada çok açık. Atatürk’e karşı işlenen suçlarla ilgili ayrı bir kanun var. Sadece YouTube değil nerede bu tarz bir yayın olursa olsun suç. Zaten YouTube şu anda açılsa bile kısa bir süre sonra tekrar kapanır.”

“YASA DEĞİŞİKLİĞİ ŞART”
“Uygulama açısından bir sorun yok. Hukuk ve internet dünyası açısından sorun var. Bilişim hukukçuları açısından sorun var. Bunun değişmesi için bu yasanın değişmesi lazım. Başka türlü bu şekilde devam eder. Yasa değişikliği şart.

Türkiye YouTube’un burada bir temsilcilik açmasını istiyor. Ama Youtube bunu yapmaz. Yapmamakta da haklılar çünkü ofis sistemiyle değil internet aracılığıyla çalışıyorlar doğal olarak. “

“YOUTUBE ÇOK ÖNEMSEMİYOR”
“Zaten YouTube bu durumu çok önemsemiyor. Önemseseydi açılması için bir girişimde bulunurdu. Türkiyenin yaklaşık yüzde 10 civarında internet trafiği YouTube üzerinden gitmekteydi. Bu Türkiye’deki internet servis sağlayıcılar için bir zarar olabilir ama YouTube için önemli değil. Google’ın istatistik verilerine göre dünyanın en çok tıklanan ikinci sitesi olan YouTube için o kadar ülke içinde Türkiye çok önem taşımıyor.”

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın NTVMSNBC’ye verdiği bilgilere göre sitelerin yasaklanma gerekçeleri arasında ‘çocukların cinsel istismarı‘, ‘müstehcenlik‘, ‘kumar ve bahis’ gibi konular çoğunlukta bulunuyor.

KAPATILMA GEREKÇELERİ
Sitelerin 415’i ‘Çocukların cinsel istismarı’, 390’ı ‘Müstehcenlik’, 79’u ‘Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama’, 51’i ‘Atatürk aleyhine işlenen suçlar’, 25’i ‘bahis ve kumar’, 12’si ise ‘Fuhuş’ gerekçesiyle kapatılmış.

YouTube’un erişiminin engellenmesinin de gerekçesi olan ‘Atatürk aleyhine işlenen suçlar’ maddesiyle kapatılan sitelerin sadece ikisi re’sen (kendiliğinden) kapatılmış.

Sitelerin kapatılmasına en çok neden olan ‘Çocukların cinsel istismarı’ ve ‘Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama’ konularında kurum mahkeme kararına gerek olmadan re’sen karar verebiliyor. Bu iki konuda 805 kapatmanın 763’ü re’sen gerçekleşmiş.

‘Sağlık için tehlikeli madde temini’yle ilgili hiçbir kapatma olmazken, ‘Uyuşturucu/Uyarıcı madde kullanımını kolaylaştırma’ gerekçesiyle bir site kapatılmış.

Kuruma bugüne kadar yapılan ihbar sayısı ise 24 bin 500. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, ihbarların hepsinin kapatılacak unsur taşımadığını da belirtiyor. ‘Kişisel hakaret’, ‘Terör’ gibi konularla ilgili ihbar ve şikayetler ise Telekomünikasyon kurumuna gelmiyor.

ADNAN OKTAR VE KAPATILAN SİTELER
Son günlerde en çok tartışılan konulardan biri ise ünlü evrimci yazar Prof. Richard Dawkins’in ve Eğitim-Sen’in sitelerinin Adnan Oktar’ın şikayeti üzerine kapatılmasıydı.

Oktar, Dawkins’in sitesinin hazırlayıcısından 8 bin YTL manevi tazminat istemişti.

Dün kapatılan Eğitim-Sen’in sitesinin kapatılma gerekçesi olarak ise Şubat 2007’de sitede Oktar’ın

‘Yaratılış Atlası’

ile ilgili yer alan basın açıklaması gösterilmişti.

 



 
Sep
26
    

 

Fadime'yi, Emire'yi mankurta çeviren SİSİ, altyapısı da iyi olan Fettan Hilal'den ne işler çıkarırdı kim bilir

 

MAGAZİN DÜNYASININ YOLU DA ERGENEKON İLE KESİŞTİ

Bu görüntü Sisi'nin işi mi?Bu görüntü Sisi'nin işi mi?
Şarkıcı Hilal Cebeci'nin başörtülü görüntüsünün ardındaki sis perdesi aralanıyor mu?

Magazin Dünyasının yolu sık sık Adliye koridorlarıyla kesişir. Şimdilerde bambaşka bir olay ile magazin dünyası çalkalanıyor.

Bir süre önce açıklığı abartmasıyla tanınan şarkıcı Hilal Cebeci Fatih'te başörtüsüyle görüntülenmişti. Magazincileri hiç yolunun düşmediği bir mekanda yakalanan(!) Cebeci'nin reklam yapmak için böyle bir haber yaptırdığı konuşuldu .


Magazin dünyası popülerliği dibe vurmuş, açılmaktan umduğunu bulamamış bir bayanın kapanarak prim yapması olarak baktı olaya. Ancak Ergenekon soruşturmasında Seyhan Soylu'nun gözaltına alınması akılları bir kez daha karıştırdı. Şimdi magazin dünyasında Hilal Cebeci'nin bir SİSİ projesi olduğu konuşuluyor

Aktifhaber Genel Yayın yönetmeni Cevheri GÜVEN köşesinde projenin arka planına ışık tutuyor.

İşte Güven'in değerlendirmesi:


Savcı Zekeriya Öz'ün karşısına çıkanların tamamındaki bu "mahçup suskunluk" güçlü kartların kimde olduğunu gösteren önemli bir gösterge.

Savcı delillerini hali hazırda süren operasyonlarla toplamıyor. Bu deliller ve sürecek operasyonların delilleri belli ki savcının elinde var. Kervanı yolda düzmüyor. Ergenekon'un temel mantığını çözen operasyon ekibi, yığınla delili kıymetlendire kıymetlendire, "ekibi" teker teker topluyor.

Ve Ergenekon'un mantığını çözen savcının "operasyonuna" karşı hazırlanan "operasyonları" da iyi çözdüğünü düşünüyorum.

Vücudunun bütün kıvrımlarına bütün Türkiye'nin vakıf olduğu şarkıcı Hilal Cebeci'nin türbana girmiş şekilde "Fatih"te bir binadan çıkarken görüntülenmesinden hemen sonra "SİSİ"nin içeri alınması tesadüf olmasa gerek.

Fadime'yi, Emire'yi mankurta çeviren SİSİ, altyapısı da iyi olan Fettan Hilal'den ne işler çıkarırdı kim bilir?

Bir yandan "operasyonunu" sürdürürken diğer yandan "karşı operasyonları" hesaplayan savcı bakalım "sağlık raporuyla tahliye operasyonuna" nasıl bir hamle yapacak?

AKTİF HABER

26.Eylül.2008 08:46:00



 
Sep
26
    

 

SIRADAN BİR BİNANIN SIRADAN GARAJINDA SIRADIŞI BELGELER

Ergenekon'da en derin dalgaErgenekon'da en derin dalga

Tuncay Özkan'ın patlayan ZULASI görenleri şok etti.


İstanbul Emniyeti'ne bağlı polis timlerinin dün Halkalı'daki bir binanın garajına yaptıkları baskın Ergenekon soruşturmasında bugüne kadar gelinen noktayı bir kez daha katlayacak nitelikte.

Tarihi Ergenekon Terörö Örgütü davasını bu denli önemli hale getiren bilgi ve belgelerin çok önemli bir bölümü, Adil Serdar Saçan'ın deposunda ortaya çıkan ve Tuncay Güney'e ait olduğu bildirlen dökümanlardan oluşuyordu.

Oysa Güney'in belgelerinin, dün gece Tuncay Özkan'ın zulasında saatler süren aramalarda ele geçen 120 koli belge yanında "devede kulak" olduğu ifade ediliyor.

Bulunan belgelerden bazılarının çok üst düzey devlet görevlilerinin bile vakıf olamadığı nitelikte bazı "çok gizli" evrak olduğu ve bunların nasıl olup da Tuncay Özkan'ın eline geçmiş olabildiğinin anlaşılamadığı belirtiliyor.

Yine aynı zulada ele geçen belgelerden bazılarının da Tuncay Özkan'ın sattığı Kanal Türk'le ilintili olduğu ifade ediliyor.

Bu belgelerde, Özkan'ın kendisine reklam vermeyen şirketler hakkında istihbarat faaliyeti yürüterek fişleme dosyları oluşturduğu öne sürülüyor.

Özetle bugünden itibaren Ergenekon davasının çok farklı ve kritik bir noktaya doğru yürüme ihtimali üzerinde duruluyor.

26.Eylül.2008 14:19:34



 
Sep
26
    
Alemeyn | 26 Eylül 2008 19:01 | 0 fav | etiket:  

 

Kadir Gecesi Duası
"Bu gece Senin kadrini bilip kadirşinaslık içinde huzuruna gelenlerin gecesi Yâ Rabbi!"

Elhamdülillahi Rabbil âlemin...

Vessalâtü vesselamü ala seyyidinâ Muhammedin Sallahu Teâlâ aleyhi Ve Sellem…

Ferdün, Hayyün, Kayyûmun, Hakemün, Adlün, Kuddûs...

Es'elüke Yâ Allah. Yâ Hüve Yâ Rahman. Yâ Rahim. Yâ Hayyü Yâ Kayyûm. Yâ Ze'l-Celali Ve'l-İkrâm.

Yâ Erhamerrahimin.

"http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/1/8/5/8/118587.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.