fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
poem poetryHakiki yoksul bir iki Hurma ve bir iki Lokma alıb kapıdan dönen değil, iffet'inden 
 dolayı istemekden sakınan kimsedir nufüs huviyet cuzdanınaruto shippuden
 
Sep
26
    
Alemeyn | 26 Eylül 2008 19:22 | 0 fav | etiket:  

 

 

Şaşılığımın kısa tarihi

serdar.turgut@aksam.com.tr

 
İlkokula ilk başladığım yıllarda diğer çocukların ve öğretmenimin suratıma bakınca gülmelerinden, gayet tabii ki suratımda bir tuhaflık olduğu yolunda ilk ipuçlarını almıştım.

Korkumdan soramamıştım neye güldüklerini.

Daha sonra ilk bilimsel tespit, annem beni aşı yapması için doktora götürdüğü gün yapılmıştı. Ben ağlayarak anneme ‘Soldaki doktoru istemiyorum anne o çok canımı acıtıyor. Beni sağdaki doktor amcam muayene etsin’ demiştim.

Annem sonunda dayanamayarak ‘Ama oğlum odada sadece tek bir doktor bulunuyor ne sağı ne solundan bahsediyorsun sen’ deyince acı gerçekle ilk kez açıklıkla yüzleşmek zorunda kaldım.

EVET BEN BİR ŞAŞIYDIM...

Bu gibi durumlarda insan ilk önce gerçeği reddeder sonra aşamalı olarak gerçeği kabul ettikten sonra ‘NİYE BEN’ sorusunu sorar ve genellikle bu sorunun bir cevabı hiçbir zaman yoktur ve son aşamada gerçeğiniz ile birlikte yaşamayı öğrenirsiniz ve hatta o gerçeğiniz ile övünebilirsiniz bile.

Gerçi benim hayatımda o son aşamaya geçebileceğim bir aşama katiyen olmadı çünkü şaşılığım dolayısıyla başıma türlü işler geldi. Bunlardan bazıları avantajlıydı da bunu da itiraf etmeliyim.

Örneğin bir gece gençliğimde güzel bir kızı evime gelip içki içmeye ikna etmiştim. Şarap da vardı. Kız bardağını elinde tutuyordu ve ben filmlerden öyle gördüğüm için ve bunu yaptığım takdirde kızı yatağa otomatikman atacağımı düşündüğümden hemen yerimden fırladım ve boşalmış bardağını doldurmaya giriştim.

Ve doldurdum ama garip bir şey; ne kadar kırmızı şarap koysam bardağında hiçbir hareket olmuyordu. Sonra aniden büyük bir dehşet içinde kırmızı şarabımın kızın üstündeki çok şık elbisenin üstünde olduğunu gördüm.

Ben o gün anladım ki şaşılık insan heyecanlandığında ve dalgın olduğunda daha da artan ve yoğunlaşan bir durumdu.

Kız o an benden tamamen ayrılmaya ve beni bir daha katiyen görmemeye karar verdi. Ona yalvardım ve bir şans daha istedim. Ertesi gün göz doktorundan rapor getirdim ‘SAKATTIR’ diye. Kız benimle sadece bir içki daha içmeyi kabul etti. O buluşmamızda içkiyi kızın üstüne boşaltmamak için azami dikkat gösterdim ve sonunda başardım. İçkiyi sadece kendi üstüme döktüm.

O gün de bir konuya yoğunlaşıldığında şaşılığın arttığını anladım.

Hayat bana bazı gerçekleri öğretmekte ısrarlıydı.

Bence daha büyük skandal, bir gezi için grupla gittiğimiz Kenya’da oldu.

Klimanjaro Dağı’na yaklaştığımızda ben nedense çok heyecanlandım ve gruptaki kadınlara poz yapmak, ne kadar da yaman bir erkek olduğumu kanıtlamak için ‘Ben sağdaki tepeye tek başıma tırmanacağım beni bekleyin geri gelmezsem de aramaya gelmeyin’ diye söylenerek yürümeye başladım. Gruptaki insanlarda aniden soğuk bir hava esti ve bir an için sessizlik oldu, beni kıskanmışlardı mutlaka. Sonra arkamdan seslendiler ‘Serdar, Klimanjaro sadece tek bir tepeden oluşuyor. Sağdaki soldaki tepeler diye bir şey yok ortada’ dediler kıskançlar. Halbuki ben soldaki tepeye tırmanıp oradan atacağım bir halata tutunarak sağdaki Klimanjaro’ya geçme planını yapmıştım. Bir gözümü kapadım baktım gerçekten tek bir tepe vardı. Büyük bir hayal kırıklığıyla geri döndüm.

Dediğim gibi kısa tarihimin içinde şaşı olmamın bana sağladığı avantajlar da oldu. Bunlar özetle şöyleydi; bir bara girdiğimde istediğim kadının bacağına gözümü önümdeki bardaktan hiç ayırmadan daima bakabildim.

Geçmişte birçok kadına ‘Seni seviyorum’ diye yalan söylerken, hiçbir kadın gözlerime bakıp yalan söylediğimi anlayamadı. Gözüme bakmış olabilirler ama gözlerim orada değildi o an.

Sokakta beni öldürmek amacıyla üstüme yürüyen her insan, onun omuzunun üstünden arkasına baktığımı sandığından yardıma gelen birileri var sanıp işi yarıda bıraktılar her defasında.

İşte böyle bir tarih benimki. Bu gerçekleri bilmeyenler ‘Göz irislerini okutarak ülkelere girmek gibi bir program var, sen de katıl buna’ diyorlar. Pasaport bile taşımadan sadece göz irislerimi okutarak İngiltere ve Amerika gibi ülkelere girebilecekmişim bu programa katılırsam.

Bu öneriyi yapan insanlar, bu indirekt yoldan gidecekleri yerde, direkt olarak beni hapishaneye koysalar daha iyi olur. Benim göz irislerimi okumaya çalışacak herhangi bir bilgisayarın beni anında dünyanın en tehlikeli teröristi ilan etmemesi mümkün değil. Hatta Usame bin Ladin olduğumu bile iddia edebilirler bu gözleri tanımlamaya kalktıklarında.

 



"Şaşılığımın kısa tarihi" 0 yorum yapılmış