yazarın çocukluğunun efsunlarla, büyülerle fazla haşır neşir olan teyzelerinin yanında geçtiğini okumuştum bundan birkaç yıl evvel. kitaplarında da
onların anlattığı masalların etkisi olduğunu düşünmüşümdür.
zira, g. g. marquez, bundan evvel italo calvino için bahsettiğim büyülü gerçelik diye
adlandırılan akımın öncüsü. hayatın içinden olayları gayet gerçekçi bir dille anlatırken zaman zaman kullandığı fantastik cümleler ve o cümlelerin
sırıtmaması aksine okuyucuyu içine çekmesi bakımından onun en önemli özelliği.
bir cinayetin anlatıldığı kırmızı pazartesi'de de ölen ve öldürenlerin en baştan bilinmesine rağmen, o dönemde yaşanılan sıkıntıların, aşkların, bana
tuhaf gelen namus belasının o insanlar için de önemli olduğunun, bunun için neler yapabileceklerinin, tesadüfler ve olaylar döngüsü tıpkı bir polisiye
okur gibi dinamizmi her satırda sürüyor.
yüzyıllık yalnızlık'ta da bunda da tek sıkıntım, kitabın başında ispanyolca isimlerin
(hemen her kişinin bir de
baba adını kullandığı düşünülecek olursa)
uzun, telaffuzu zor ve birbirine çok benzer olmasıydı.
ancak bir yerden sonra uzun zamandır tanıyormuş
hissiyle, kitabın bitmemesini dileyerek ve aslında merak ettiklerinizin cevaplarını alıp da bitmesini dileyerek bitiriliyor.
Gabriel José de la Conciliación García Márquez
(6 Mart, 1928) Kolombiyalı yazar, romancı. 2005 itibarı ile
Ciudad de Mexico'da yaşıyordu.